Hocam, meslektaşım ve arkadaşım Meral Serdaroğlu

Kaybettiğimiz değerli dostlarımız hakkında bir şeyler yazmaya girişince onlarla nasıl tanıştığınızdan ve dolayısı ile kendinizden bahsetmek kaçınılmaz oluyor. Okuyucunun sabrına sığınarak bunu asgaride tutmaya çalışacağım.

2eiY
Meral ODTÜ'de diplomasını alırken (Fotoğraf: Meral Serdaroğlu).

Meral de ben de, Ankara'da şimdi TED denen lisede okuduk. Ben 1965 yılında Ankara'da lisede son sınıftaydım, Meral ise ODTÜ Fizik bölümünde son sınıftaydı. Benim sınıfımda hangi üniversiteyi ve hangi programı seçsek diye karar vermeye çalışıyorduk. Sözüne çok değer verdiğimiz genç matematik hocamız Birol Yücel aynı zamanda ODTÜ'de bir mühendislik doktora programında asistandı. Görüşlerini almak istediğimizde çok kesin konuştu. "Türkiye'de uluslararası seviyede bilim yapılan bir tek yer vardır, o da ODTÜ Teorik Fizik Bölümü’dür; orada dünya çapında bilim insanları vardır" dedi. Zaten kendi kendime okuduğum Einstein'ın, Russell'ın, George Gamow'un popüler bilim yazılarından bu alana kuvvetle ilgi duyuyordum; hocamın yargısı tam işitmek isteyeceğim şeydi ve tercihimi perçinledi. Büyük bir şans eseri, babam muvazzaf istihkam subayı iken, Feza Gürsey (bundan sonra kendisi Feza Bey, eşi Suha Gürsey de Suhanım olarak anılacaktır) onun biriminde yedek subaymış. Babam öğle sıcağında bir köşede Kafka okuyan bu yedek subayın olağanüstü birisi olduğunu anlamış ve kendi esas ilgisi olan edebiyat ve şiir alanında onunla sohbet etmeye çalışmış, fakat başta soğukça karşılanmış. Seneler sonra bunun sebebini Gürsey'lerden öğrendim. Feza Bey, bu tanımadığı subayın sıra dışı edebiyat merakını şüpheli bulmuş ve niyetinin işi politik konulara getirip devlet adına ağzını aramak olabileceğini düşünmüş. Sonradan edebiyata ilgisinin gerçek olduğunu anlayınca dostça davranmış.

Bu ilişkileri askerlikten sonra da sürdü. Babam bir gün bana Feza Bey'in Amerika'dan bir mektubunu gösterdi ve "Oku bak, dünyada ne kadar özel insanlar var" dedi. Burada Feza Bey Amerika’da içine kabul edildiği fizikçiler çevresinden, ve bu bilimcilerin nasıl doğanın en temel yasalarını anlamaya çalıştıklarından bahsediyordu. Böyle bir “meslek” ve böyle insanlar varken diğer konular bana çok sıradan göründü. ODTÜ'ye gitme kararım kesinleşti.

Anlaşılan Meral aynı kararı beş yıl önce vermiş ve sonra da Teorik Fizik Bölümü’nde Feza Bey'in doktora öğrencisi olarak asistan olmuştu. Bu seçimi Erdal İnönü ile bir konuşmasına borçlu olduğunu Meral kendisi şöyle anlatıyor:

ODTÜ Fizik Bölümü'nden mezun olunca hemen ABD'ye doktora yapmak için gitmek istemiştim. Referans mektubu istemek için Erdal Bey'e gittiğim zaman, "ABD'ye gidip ne yapacaksın, bölümümüze Feza gelecek, Amerika'ya gideceğin yerde bu seviyede kimse olmayabilir. Sen burada kal, ayrıca zaten öğrencimiz az, seni de gönderirsek Feza kiminle çalışacak?" demişti. Açıkçası biraz da kalmamı zorlayıcı olan böyle bir durum beklemiyordum. Erdal Bey'i dinleyip kaldım ve çok da iyi yapmışım’’.

ODTÜ'de o zamanlar Teorik Fizik bölümü hocaları teorik doktora tezlerini yönetiyorlar ve ileri seviye lisans veya lisansüstü teorik fizik dersleri veriyorlardı. Meral Serdaroğlu ve Mehmet Koca gibi Feza Bey'in asistanları bu derslerin problem saatlerine giriyorlardı. Öte yandan, ilk iki yılın standart lisans dersleri fizik bölümü hocalarınca anlatılıyordu. O yüzden benim gibi Teorik Fizik okumak isteyenler Feza Bey ve Meral'le ancak iki sene sonra tanışabildiler.

Meral hemen standartlarından taviz vermeyen, çalışkan, mükemmeliyetçi ve açık sözlü tavrıyla hepimizde saygı uyandırdı. Arif üz Zaman'ın Termodinamik ve Philip Chang'in Lisansüstü Klasik Elektrodinamik derslerinde problem saatlerini kusursuzca yürütüyordu. Temel teorik fizik bilgilerimi bu derslerde ve bir sene sonra Feza Bey'in verdiği, Meral'in de asistanlığını yaptığı Kuantum Mekaniği dersinde edindim. Asistanlık dışında, Meral doktora tezi için Feza Bey yönetiminde kiral simetrinin non-lineer temsilleri ve bunların mezonlara uygulanması ile ilgili araştırmalara başlamıştı. Feza Bey yurtdışında en iyi üniversitelerde iş bulabilecekken Türkiye'de bir teorik fizik geleneğinin temellerini atmak ideali ile Amerika'dan ODTÜ'ye gelmişti; ODTÜ'yü seçmesinin sebebi daha önce çalıştığı İstanbul Üniversitesi’nde engellemelerle karşılaşmasıydı. ODTÜ'de rektör Kemal Kurdaş'ın ve Erdal İnönü’nün desteği ile sıfırdan bir fizik lisanüstü programı kurdu. Cavit Erginsoy da bu bölüme katıldı; İstanbul Üniversitesi Matematik Bölümü’nden Profesör Cahit Arf da Feza Bey’in çektiğine benzer sıkıntılardan kurtulmak için ODTÜ Matematik bölümüne geldi. Bu bölüm Teorik Fizik Bölümü’nün üst katına yerleşti, alt katında ise bilim felsefecileri yer buldu. Teorik Fizik ve Matematik bölümleri 60’lı yıllarda uluslararası bir çekim merkezine dönüştü. Feza Bey’i tanıyan ve sayan Geoffrey Chew, Ronald Shaw, Lewis Ryder, Murray Gell-Mann, Sydney Coleman, Derek Solla Price gibi profesörler bazen kısa, bazen daha uzun süreler için geldiler ve ders veya seminerler verdiler; adıyla anılan programı kuran ve yakınlarda Abel ödülü kazanan matematikçi Robert Langlands ise ODTÜ’de iki sömestr geçirdi. Feza Bey 1969’da Yale’e gidene kadar Meral Ankara’da bu bilimsel ortam içinde yetişti, Feza Bey Yale’deyken de birlikte araştırma ve yayın yaptılar. Bu dönemde yayımladıkları E 6 gauge field theory model revisited, Il Nuovo Cimento A 65(3):337-354(1981) kuvvetli, zayıf ve elektromanyetik etkileşmelerin doğru birleşik ayar alan teorisi (GUT) olma şansını sürdürüyor. Bu model süpersimetri ve sicim teorileri ile de uyumlu.

Meral’in bilimsel çalışmaları daha genel olarak Grup Teorisi, özellikle de İstisnai Lie Grupları’nda yoğunlaşmıştı. Bu alanda Türkiye’de ve dünyada adı bilinen bir fizikçiydi. Stanford’un SPIRES listesinde 300 üzerinde atıfı var.

Kronolojik anlatıma dönersek, 1978 yılında önce ben, sonra Meral, bu arada Yavuz Nutku ve Rahmi Güven ODTÜ’ye yapılan politik müdahaleler üzerine Erdal Bey’in “Boğaziçi’ne sığınma” davetine şükranla icabet ettik. Böylece 1965 yılında hocam olan Meral’le 13 yıl sonra bölümdaş öğretim üyeleri olduk. Birlikte ders verdik, araştırma ilgilerimiz yakın olduğu için birbirimizden özellikle Grup Teorisi alanında birçok şey öğrendik, ama en önemli işbirliğimiz Meral'in organize ettiği, Gülen Aktaş'ın ve benim de ona yardımcı olduğum 3 uluslararası konferans oldu. Bunlara sunulan bildiriler aşağıdaki üç kitapta yayımlandı.

Group Theoretical Methods in Physics, Proceedings of the XIth International Colloquium, Held at Boğaziçi University, Istanbul, Turkey, August 23–28, 1982. Edited by Meral Serdaroğlu, Erdal İnönü.

Strings and Symmetries, Proceedings of the Gürsey Memorial Conference I, Held at Istanbul, Turkey, June 6–10, 1994.
Edited by Gülen Aktaş, Cihan Saçlıoğlu, Meral Serdaroğlu.

Proceedings of Gürsey Memorial Conference II: M-Theory and Dualities, Istanbul, Turkey, June 9-23, 2000. Edited by Gülen Aktaş, Cihan Saçlıoğlu, Meral Serdaroğlu. Bristol, UK, IOP Publishing, 2001 (Classical and Quantum Gravity, Vol. 18, No. 16, August 2001).

Üç kitabı da farklı şekillerde olsa da temelde Meral’in hocası Feza Bey’e borçluyuz. Feza Bey’in 1962’de Robert Kolej kampusunda düzenlediği Group theoretical concepts and methods in elementary particle physics konferansının başarısı iki yılda bir tekrarlanmasına yol açtı. İlk toplantı cildi toplam 4 Nobel ödüllü konuşmacı ve onlardan pek altta kalmayan 10 diğer profesör tarafından verilen tebliğlerden oluşuyor; bugün de içeriği eskimemiş gerçek bir bilimsel klasik, ve bir başvuru kitabı. Geçen sene aynı temayla otuzikinci defa Prag’da toplanması konferansın kalıcı bir bilimsel kuruma dönüştüğünü gösteriyor. Erdal Bey’in 2004’de konferansın Wigner madalyasını aldığını hatırlatalım. Meral’in 1982’de düzenlediği bu dizinin onbirincisi.

İkinci ve üçüncü kitaplar Feza Gürsey’için yapılan anma konferanslarında sunulan makaleleri içeriyor. Meral’in bilimsel bağlantıları, itici gücü ve organizasyon becerileri olmadan bunlar ortaya çıkamazdı. (Prof. Dr. Cihan Saçlıoğlu)